27 Kasım 2011 Pazar

Yaşlandın bak :( Ama yine de yanındayıım.



Evrenciğim canım duy beni.

     Bu blog yazma işine gitgide alışmaya başladım. Konu bulmak biraz kasıyor ama akışına bırakacağım artık. Onunla konuşmamak sadece kavgalııyken zor ve üzücü sanırdım ama aramız iyiyken daha da betermiş. Gerçi koskoca 10.000 smsi nasıl bir gayretle bitirdiğini anlamış değilim. Yanındakilerle de mi mesaj yoluyla iletişim kuruyorsun sevgilim? Ya da bir arkadaşım vardı, ne yediğinden tut üstündeki kıyafete kadar anlatırdı. Yanındaymışım gibi hissederdim. Öylesin de haberim mi yok ? Yada bi ihtimal daha var, neysee :(

      Ben bir saatte bile özlüyorum seni. Bir de mıçmıç sevgililere çok gıcık olurdum ama tabiiki evrenin beni sevmediğini (yada çok seviyor sen olduguna göre) tahmin etmek çok zor değil. Büyük konuşmamak lazım galiba. Yok yok, Yada konuşmak lazım ki olsun.

       Sevgil evren;
     Ben böyle özlediğim insanların yanımda olmasını hiiç sevmem. Lütfen yanıma gönderme onları. Bir de beni hiç sevmesin yani, o nedir öyle her dakika aşk böceği gibi. Hiç hoşlanmam nefret ederim.
      Yanında yüzlerce güzel kız olsun, nasıl olsa benim kıskançlık gibi bi problemim yok.
       Ve son olarak bunların hepsini senin stilinde,beni çook(!) sevdigini hatırlayarak, yaparsan seviniriim.
                                                                                                  Sevgilerimlee.
    


    
    

     
   

Bunu sana zorla izlettirmeyi kafama koydum


Yaklaşık 1 sene önce bunu sana söylediğimde, izleyecegim deyip izlememiştin. Aklıma geldi. Üzüldüm bak şimdi :(

26 Kasım 2011 Cumartesi

Nefret et istersen ama sadece güven..

     Sanırım en kötü şey çaresizlik. Yada gerçekten çaresiz oldugunuzu hissettiginiz an. Ben de o durumlardan birindeyim. Ne kadar çırpınırsam çırpınayım, çabalarsam çabalayayım değiştiremeyeceğim bir şey var ki, o da geçmişim. Pişmanlık bir işe yaramıyor ne yazıkki..

     Bana yazan biriyle konuşmuş olmamı o aldatmış olarak görüyor. Ben onu tabiki aldatmam. Bu kadar seven bir insan niye aldatsın ki. Helede onca imkansızlığa rağmen niye sevgili olmaya devam etsin? Onsuzken niye acı çeksin? 

      Ama ona anlatamıyorum bunu. Unutmak istemiyor. Aklından çıkarmıyor. Haklı belki de. Ben de üzülürdüm ama "sen beni aldattın" gözüyle bakmazdım, "hata yaptın" gözüyle bakardım. Şimdi bana ne kadar "güveniyorum" dese de güvenmiyor biliyorum. Bunun ona acı verdiğini bildiğim için ayrılmayı denemiştim. Yapamadım. Ayrılamadık. Şimdi her fırsatta aynı konuların açılması öyle acıtıyor ki canımı. Kahroluyorum. O çocukla tanıştıgım güne lanet ediyorum. Bana acıldıgında ben onu zaten reddetmiştim, arkadaş kalalım dediysek de pek konuşmamıştık. Geçenlerde bana hoşlandıgı yeni kızı anlattı,, cesaaretlendirdim falan ama bunları ona anlatamam. Anlatsam da yine "başkaları" diye düşünüp, yine güvenmez bana.


      Şimdi o kadar çaresizim ki. Gitsem gidemem biliyorum. Onsuzluk çok zor. Ama güvenmediğini düşündükçe de gözlerim doluyor. Kendimden nefret ediyorum. Keşke beynimi okusan da anlasan değerini diyorum. Yine aynı konu açıldı, bir bahane bulup yalnız kalmak istedim. Yoksa her şey yine kotüye gidecek. Biliyorum bir gün patlayacak ve kaçışlarım işe yaramayacak. İstemeyecek beni. Ama o kadar gurursuzum, ona o kadar muhtacım ki. Ben böyle bir insan değildim. Ne ara bu kadar güçsüzleştim bilmiyorum. Sanırım bu yazıyla bu blogu ona gösterme fikrini tamamen atıyorum kafamdan. Beni böyle bilsin istemiyorum. Onun gözünde güçlü bir kız olarak kalsam daha iyi..

 Umarım bir gün bana gerçekten güvenirsin. Sevme istersen, nefret et ama güven.
 Bununla yaşamak çok zor...

25 Kasım 2011 Cuma

Bir tek benim ol :(

     Normalde yataktan kalkmak istemeyen, uyumasa bile yatağına deliler gibi aşık olan ben; bu saatte uyanığım, hatta bu saatte üşenmeyip bilgisayar açmışım ya aşkın gücü diyorum işte. Gerçi hala bu blogu sana gösterip göstermemek konusunda kararsızım ama olsun. Çünkü ilk defa bir sevgilim için özel bir şey yapıyorum. Garip bir duygu buu.


      Sanırım sen şu an bana kızgınsındır. Gece yine uyuyakalmışım. Hemde tam 3 kere. Bu da biraz yetenek sanırım. Geçenlerde "benim bir yetenegim yok galiba yaee" diye yakınıyordum. Allah da "Al sana yetenek" dedi bence. Ben evrene hep yanlış mesajlar gönderiyorum yada evren beni sevmiyor hep yanlış anlamış ayağına yatıyor.

      Bu aralar aramız çok iyi, korkuyorum bozulacak diye. Çünkü aylardır bu kadar iyi olmadı. Yine o tatlı, şirin, siniri çabuk geçen Cedric'm geri döndü. Hatta bu sefer tartışmalar uzamıyor bile. Zaten genelde çoğu kavganın sebebi o beni düşünür bende "önemli bir şey değil nolucak" der önemsemem. O da "sen kendine hiç dikkat etmiyorsun" der bundan sonra da kavga çıkar işte. Yani yine o çok düşünceli, ince. Ben biraz odun olmuş oluyorum. [Ama napıyım ilaç içmek falan bana göre şeyler değil :( ]

    
       Şimdi bugün o hiiiç sevmediğim insanla birlikte vakit geçireceksin. Gitme diyemem çünkü ondan çok daha özel arkadaşların için orda olman lazım. Her zamanki halimden daha aksi ve huysuz olacagım kesin de umarım sana patlamam. :( Yani umarım başkalarına da patlamam ama şu an sana patlamamam daha iyi, aramız bozulmasın artık.  Aslında senin yüz vermeyecegini, baskalarının umrunda olmadıgını biliyorum ama insan kötü oluyor işte. İçim sızlıyor biraz. Sanki seni değil de o an benimle değil onunla olmanı kıskanıyorum gibi...

        Kıskançlık duygularıma not: Nesliniz tükensin de, o kıskançlık krizine giremiyim inşallah. :(

        Neyse artık çıkayım da hazırlanayım ben.  Seni seviyorum Cedric'cigim :*

Tam tersi olmalıydı ama neyse artık.

24 Kasım 2011 Perşembe

Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize

Bosversene biz asık olmayalım birbirimize. Konserlere gidelim. Uçurtma uçuralım, kumsalda uzanıp deli gibi içelim. Gece de yıldızlara bakabiliriz. Bisikletle gezerken yağmur yağsın, deli gibi sırıl sıklam olalım. Benimle kek yap. Balık tutalım, sonra tekrar denize atalım. Bosver asık olmayalım biz. Aşk korkutucu. Beraber eğlenelim en iyisi, ama hep benimle uyu...

Tek Aşkım

Bu da bizim şarkımız olsun, sen seviyorsun zaten :*